Yapay Zeka Terapist Olabilir mi?
Yapay zekâ destekli terapist uygulamaları sizce gerçekten “terapi” sayılabilir mi, yoksa yalnızca bir destek aracı mı: Bu soruya terapinin tanımı yaparak başlamanın uygun olacağını düşünüyorum. Terapi bireyin içsel çatışmalarını, duygusal acılarını, davranışsal zorluklarını veya kişilerarası problemlerini anlamasına ve dönüştürmesine yardımcı olan, iki kişi arasında gerçekleşen yapılandırılmış bir iyileştirici ilişkidir. Terapi, yalnızca belirtileri azaltan tekniklerin toplamı değildir; iki insan arasında kurulan, güvene dayalı ve dönüştürücü bir ilişkidir. Danışanın öznel dünyasını birlikte taşıyıp anlamlandırmayı, zaman içinde ortak bir dil ve ritim geliştirmeyi gerektirir. Bu bakımdan bugünün yapay zekâ tabanlı uygulamaları psikoeğitim, duygu ve düşünce takibi, bilişsel-davranışçı becerilerin alıştırılması gibi alanlarda yararlı birer yardımcı olabilir; fakat henüz terapinin özünü oluşturan ilişkisellik, etik sorumluluk ve kişiye özgü derin anlamlandırma katmanlarını tek başına üstlenebilecek düzeyde değildir. Bu nedenle onları “terapinin yerine geçen” çözümler değil, iyi tasarlanır ve doğru sınırlarda tutulursa bakımın belirli aşamalarını destekleyen araçlar olarak görmek daha doğrudur.
Yazar
Tayfun Öz
Okuma Süresi
5 dakika
Yayınlama

Yapay zekâ, terapötik sürecin bazı işlevlerini hızlandırabilir; ama terapinin “insanî çekirdeği” hâlâ bir insana ihtiyaç duyar.
Birçok kişi duygularını insan yerine bir uygulamaya anlatmayı daha kolay buluyor. Bu durumun altında sizce hangi psikolojik dinamikler yatıyor?
İnsan yerine bir uygulamaya açılmanın kolaylığında, birkaç psikolojik dinamik rol oynar. Uygulamanın anonimliliği, bireylerin görülme ve yargılanma kaygısını düşürür; utanan ya da sosyal açıdan kaygılanan birisi için bu, ilk adımı atmayı mümkün kılabilir. Uygulamaya her an erişebilmek, olumsuz duyguların yoğunlaştığı anlarda hızlı bir sakinleşme sağlayabilir ve kişiye denetimin kendi elinde olduğu duygusunu verebilir. Fakat bu rahatlığın olumsuz bir yanı olarak sürekli onay ve teselli arayan bireylerde, zamanla “bu dış düzenleyiciye” bağımlılığı artırabilir; belirsizliğe tahammül ve öz-düzenleme kapasitesini zayıflatabilir. Yakınlıktan kaçınan ya da ilişkilerde kararsız olan kişiler için istenildiğinde kapatıp uzaklaşılabilen dijital sohbetler çekici gelebilir ancak kalıcı iyileşme çoğu zaman duygularla yüzleşmeyi ve güvenilir insanla kurulan gerçek bir ilişkiyi gerektirir. Kaçınmacı ya da ikircikli bağlanma örüntülerinde, “devreyi kapatma” imkânı veren dijital ilişki çekici görünür; fakat kalıcı iyileşme çoğu zaman kişinin duygularıyla ve bir başkasıyla güvenli bir ilişkide karşılaşmasını gerektirir. Bu yüzden yapay zekâ tabanlı uygulamalar ilk adımı kolaylaştırabilir ama konuyu derinleştirip gerçek değişimi sağlamak çoğu zaman bir insanla mümkündür.
Yapay zekâ sistemleri empati kurabilir mi, yoksa sadece empatiyi taklit mi eder?
Yapay zekâ empatiyi ikna edici biçimde taklit edebilir; empati içeren ifadeler üretebilir, empatik”miş” gibi davranabilir. Oysa empati yalnızca doğru kelimeleri seçmek değildir; zihinsel ve duygusal eşzamanlılık, terapistin duygulanımı ele alma becerisi ve ilişki içindeki küçük ancak derin anlar; empatiyi gerçekten yaşanan bir deneyime dönüştürür. Dijital sistemler genellikle kullanıcı memnuniyetini en yüksekte tutacak geri bildirimlere yönelir; bu, kısa vadede iyi hissettirebilir ama değişim için gerekli olan yüzleştirmeyi, sınır koymayı ve yerinde eleştiriyi geciktirebilir. Empatinin klinik değeri, yalnızca yatıştırmakta değil, kişiyi güven içinde gerçeklikle temas ettirmekte yatar. Yapay zekânın bugün yapabildiği, bu deneyimi andıran bir dil kurmaktır. Empati ise sözcüklerin ötesinde, iki özne arasında kurulan canlı bir süreçtir.
Dijital terapistlerin sağladığı anonimlik ve erişim kolaylığı, terapiye yönelik önyargıları azaltabilir mi?
Anonimlik ve erişim kolaylığı, yardım arayan bireylerde damgalanma korkusunu azaltabilir; başvuru önündeki engeli kaldırabilir. Özellikle gençler, yaşlılar ve sağlık hizmetine erişimi kısıtlı gruplar için dijital araçlar, psikolojik desteğe giriş kapısı olabilir. Bu yönüyle dijital terapistler, önyargıları azaltan ve terapiye dair çekinceleri azaltan kamusal bir işlev görebilir.
Yapay zekâyı psikolojik destek süreçlerinde tamamen reddetmek mi, yoksa sınırlarını bilerek entegre etmek mi daha sağlıklı olur?
Günümüz dünyasında yapay zekâyı bütünüyle reddetmek kadar, onu sınırsız bir çare olarak görmek de sağlıklı değildir. Daha doğru olan, sınırlarını şeffaf biçimde belirleyerek klinik süreçlere akıllıca entegre etmektir. Yapay zekâ psikoeğitim, duygu düzenleme egzersizlerinin hatırlatılması, uyku düzeni izlemi, hastalığın kötüleşmesini önleme planlarının takibi gibi alanlarda verimli olabilir. Ancak, fayda sınırlı kaldığında ya da insan psikolojisinin karmaşıklığı söz konusu olduğunda, psikolojik destek sürecinin insana devredilmesi esastır. Bu bakış, basamaklı ve hibrit bir modeli gerektirir: girişte düşük eşikli dijital destek, ilerleyen aşamalarda insan terapistle derinleşen bir süreç. Böylece erişim artar, maliyet düşer, etik güvenceler korunabilir. Uygulamanın sınırlılıklarının belirlenmesi, yapabileceklerinin baştan açıkça ifade edilmesi, veri mahremiyetinin güvenceye alınması ve insana yönlendirilecek durumların belirlenmesi, bu entegrasyonun temelini oluşturacaktır. Kısacası, dijital araçlar iyi bir yardımcıdır; terapiye yön veren ise hâlâ insandır.
Sizce gelecekte insanlar duygusal destek için öncelikle yapay zekâya mı, yoksa hâlâ insana mı yönelecek?
Yapay zekânın her an ulaşılabilir olması, hızlı yanıt vermesi ve yargılanmaktan kaygılanan ya da çekingen kişiler için rahat oluşu nedeniyle yakın gelecekte insanların yapay zekâya daha fazla yöneleceği görülüyor. Ancak bazı nedenlerle bu yönelimin ilk başvuru, danışma ya da kısa bir rehber gibi sınırla kalacağını söyleyebiliriz. İnsanlar duygusal destek için zekâdan çok onlara güven ve bağlanma duygusu sağlayan, fiziksel olarak var olan, empatik bir kişiliği tercih ederler. Yapay zekâ sınırlı sayıda senaryo ile belirlenmiş algoritmaları, kalıplaşmış diyalog yapısı ve hazır şablon yanıtlarla gerçek bir çözüm sağlama konusunda henüz insan ile yarışamamaktadır. Her ne kadar insanın bizzat yaşamadığı bir deneyime tam empati kurması zor olsa da insan terapistler ortak duygularından beslenerek danışanlarına yaklaşabilir ve geçmiş klinik deneyimlerinden öğrendiklerini esnek biçimde uyarlayıp yapay zekânın ötesinde bir anlayış ile uyum gösterebilir. Haliyle, yapay zekâ sağladığı avantajlarla insanların ilk etapta daha sık yöneleceği bir araç gibi görünürken kalıcı değişim, risk yönetimi, etik sorumluluk ve gerçek bir iyileştirici ilişkinin kurulması söz konusu olduğunda insanlar yine insana yönelecektir; en azından öngörülebilir gelecekte psikoterapi uygulamasında insanlar yine vazgeçilmez olmaya devam edecektir.
Kaynak: https://www.trthaber.com/haber/saglik/yapay-zeka-terapist-olabilir-mi-922746.html
Yazar
Tayfun Öz
Okuma Süresi
5 dakika
Yayınlama

